|

|
|
|
Kastamonu, Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Ilgaz Dağı eteklerinde yer alan Karaçomak Vadisi’nde kurulmuş eski bir yerleşim bölgesidir.
|
|
|
|
Bölgede yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan buluntular; Kastamonu’da ilk yerleşim ‘paleolitik döneme’ dayandığını belirtmektedir. Bölgede M.Ö. 1130 yıllarında ilk yerleşim düzen kuranların ‘Gas’ yada ‘Gasga’ adı verilen Türkler olduğu tespit edilmiştir. Bazı araştırmalar şehrin isminin de M.Ö. 1300’lü yıllarda Hititler tarafından yenilene kadar hakimiyetlerini sürdüren bu Türk kavminden geldiğini söylemektedir.
|
|
|
Bölgeye M.Ö. 1800 yıllarında Hititler yerleşmişlerdir. Orta Asyalı boylardan ‘Kaşgarlar’ kısa bir süre egemen olmuşlar ise de, yeniden Hititlerin hakimiyetine geçerek devam etmiştir.
Hititlerden sonra (M.Ö. 1255) Friglerin istilasına uğramıştır. Daha sonra Kimmerler işgal etmişlerdir. M.Ö. 546 yıllarında Pers İmparatorunun Lidya Devletini ortadan kaldırması ile bölge Perslerin eline geçmiştir. Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasına kadar ‘Satroplar’ eliyle yönetilmiştir.
M.Ö. 323’de Pers Satropları İskender’in ölümü ile bağımsızlık ilân etmişler ise de, siyasal bunalım ortamında ‘Kimiata yöresi’ (Kastamonu2nun güney bölümü)ne gelen ‘Pontus’lu Midridatos Ktistes’ M.Ö. 281’de krallığını ilan etmiştir. M.Ö. 91 yılına kadar Pontus Krallığı2nın elinde kalan Kastamonu, bu tarihten sonra roma İmparatorluğunun yönetimine girmiştir.
|
| . |

|
|
| Roma Dönemi’nde bölge ‘Paphlagonia’ (Paflagonya) olarak bilinmeye başlamaktadır. Romalılar Kastamonu ve çevresine Komutanlarını ‘Pompei’nin ismine izafeten ‘Pompeipolis’ demişler, Paflagonya Eyaleti’nin merkezi yapmışlardır. |
| . |
Arkeolojik kazılar sonucu, Pompeipolis2in Taşköprü İlçesinin yakınındaki Zımbıllı Tepesi olarak anılan mevkiî olduğu anlaşılmıştır. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında ikiye ayrılması sonucu, Kastamonu ve çevresi Doğu Roma-Bizans toprakları içinde kalmıştır.
|
|
Bizans Dönemi’nde ise Kastamonu önemli bir şehir olmuş; stratejik yapısı gereği bir kale inşa edilmiştir. İmparator Kommen’in (M.S. 1204-1222) tarihleri arasında kurduğu Trabzon İmparatorluğu Dönemi’nde Kastamonu ve havalisi imparatorluğa bağlı bir eyalet olarak kalmıştır. Oğuz Türklerinin eline geçinceye kadar Kommen Ailesi tarafından yönetilmiştir. |
| . |
|

|
|
| M.S. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’nun Türklerin eline geçmesiyle, Kastamonu’da kapılarını yönetim ve kültür merkezi olarak açmıştır. |
| . |
| Anadolu’ya giren Türklerin öncüleri Danişmentler’dir. Kastamonu, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Süleyman Şah döneminde, bu hükümdarın valisi ve Komutanı Karatigin (Kara Tekin) bey tarafından fethedilmiş (M.S. 1084) ve Kastamonu’yu da içine alan bir beylik kurmuştur. |
|
|
Fetihten sonra Bizans Devleti (Kommenler) ile sürekli mücadele içinde olduklarından, yöre birkaç defa el değiştirmiştir. Kastamonu’nun Türk topraklarına kesin katılması M.S. 1176 tarihinde ‘Miryekefolon Muhaberesi ve Zaferi’ ile kesinlik kazanmıştır.
Türklerin yöreye tekrar girmeleri Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat zamanında olmuştur. (M.S. 1220) 14. yüzyılın başına kadar süren, Selçuklulara bağlı bir beylik kurulmuştur. Bu dönemde bölge bir uç merkezi haline getirilmiş ve yönetim ‘Komutan Hüsamettin Çoban Bey’e bırakılmıştır. Karadeniz’in önemi dolayısıyla Selçuklular Sinop’ta bir tersane kurmuşlar ve Kastamonu Kuzey Anadolu’nun önemli bir vilayeti haline gelmiştir. Bu dönemde, Moğolların Anadolu’yu istilasından (M.S. 1243) kurtulmak için Kastamonu’yu birçok Türk boyunun sığındığı tarihçiler tarafından belirtilmektedir.
Yapılan araştırmaya göre Kastamonu havalisinde 100 bin çadır halkı bulunmaktadır. Bu ise yaklaşık 4-5 milyonluk bir nüfusa tekabül ekmektedir.
Bir başka araştırma da, Kastamonu havalisinde; 6 Kayı, 2 Karaevli, 5 Dodurga, 9 Avşar, 4 Çavundur, 6 Çepni, 8 Eymür, 6 Yüreğir, 8 İğdir, 3 Büğdüz adıyla yerleşim alanı mevcuttur. Bu durumda tam bir Oğuz yerleşimi göstermektedir.
Selçuklu dönemi’nde, Kastamonu önemli bir askeri merkez olduğu kadar, her yönden zengin bir yöre olarak da tanınmaktadır.
|
| . |
|

|
|
| Kastamonu’da Beylikler Dönemi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküş dönemi (M. 1309) ne yakın Beylerbeyi olan ‘Hüsamettin Çoban Bey’in sülasesinden ‘Çobanoğulları’ ile başlamış, ‘Şemseddin Yaman Candar’ın kurduğu ve Süleyman Paşa’nın genişlettiği ‘Candaroğulları Beyliği’ ile devam etmiştir. |
| . |
| Candaroğulları Beyi Süleyman Bey, Osmanlı Sultan Murat’tan yardım görmüş ve egemenliğini sağlamıştır. M.S. 1392 yılına kadar devam eden bu üstünlük, Süleyman Paşa’nın Yıldırım Beyazıt tarafından öldürülmesi ile sona ermiştir. |
|
| 168 yıl gibi uzun bir süre Candaroğulları hakimiyetinde kalan Kastamonu, çevresinde kültür ve bilim merkezi olarak tanınmış ve birçok âlimin ziyaretgâhı olmuştur. |
| . |
|

|
|
| Kastamonu, M.S. 1392 yılında Osmanlı Devleti’nin topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşı’ndan sonra tekrar Candaroğulları’nın eline geçen şehir, Fatih sultan Mehmet döneminde, 1460 yılında, Candaroğulları İsmail Bey zamanında Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuştur. |
| . |
| Osmanlı hükümdarı 2. Murat Han’ın eşi, Fatih sultan Mehmet’in annesi Humâ Hatun; Candaroğulu İsfendiyar Bey’in kızı olup, Bursa’ya, Saray’a Kastamonu-Devrekani’den gelin gitmiştir. Dolayısıyla, Osmanlı Sülâlesi ile Candaroğulları Sülâlesi arasında yakın akrabalık bağı mevcuttur. |
|
|
Kastamonu Osmanlı Devleti’nin bir sancağı haline gelmiştir. Fatih sultan Mehmet Han, oğlu Cem sultan’ı Kastamonu’ya 9 yaşında iken Vali olarak göndermiştir ve 9 yıl burada kalmıştır. Kastamonu, 19. yüzyılın ilk yarısında vilâyet olmuştur. Bu vilâyetin sınırları içerisinde; Sinop, Çankırı ve Bolu Sancakları’da yer almaktadır.
460 yıl Osmanlı Devleti’ne bağlı kalan Kastamonu ve çevresi hiçbir istilâya maruz kalmamış ve herhangi bir harbe sahne olmamıştır. Birçok imar faaliyette bulunmuş, kültür, sanat merkezi haline gelmiştir. I. Meşrutiyet’ten itibaren İmparatorluğun son dönemlerinde sosyo-ekonomik ve kültürel yönden bölgede büyük atılımlar yapılmıştır.
|
| . |
|

|
|
| Çeşitli uygarlıklara kapılarını açan, onların tarihlerine konu olan Kastamonu, Kurtuluş Savaşımızın başlamasıyla tarihte yerini almış ve kendi tarihi olaylarını meydana getirmiştir. |
| . |
| Osmanlı İmparatorluğu’nun düştüğü sıkıntılı günler Osmanlı vilâyeti olan Kastamonu’da da göstermiştir. 1904 yıllarında başlamış olan rum Pontus Devleti kurma çalışmaları İnebolu ve Kastamonu bölgesini de aldığından; Pontuscu Rumlar ve Ermeniler halkın mal ve canına saldırılara başlamışlardı. |
|
|
30.10.1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra azıklıkların saldırıları üzerine İnebolu’da ilk milis gücü kurulmuştur. 16 Mayıs 1919’da Saman Pazarı’nda (bugünkü Nasrullah Meydanı’nın bir bölümü) toplanan Kastamonulular, İzmir’in işgalini protesto ederek tepkilerini gösterirler. Savaş boyunca Kastamonu’da düzenlenen birçok mitingin içinde; 10 Aralık 1919 tarihinde yalnız kadınların tertiplediği miting, Türkiye’de ilk Kadın Mitingi olması dolayısıyla örnek ve önem arz eder.
Milli Mücadelemiz sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olan Kastamonu, İnebolu Limanı’ndan Ankara’ya malzeme, cephane ve asker akışında büyük yararlılıklar göstermiştir. 1919-1923 yılları arasındaki zamanı kapsayan Milli Mücadele’de Kastamonu halkı yine ön saflarda yerini almıştır. Hiçbir zaman düşman işgali görmeyen il, (1988) şehidi ile Anadolu illerinde en çok şehit veren ikinci il’dir.
İl’de ve ilçelerde kurulan birtakım cemiyetler, kulüpler, teşkilatlar, milli duygu ve düşünceyi geliştirici faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Nasrullah Camii’nden verdiği hutbelerle milli mücadeleye desteğini Kastamonu’dan göstermiştir.
Erkekler cephede savaşırken Kastamonu kadını zor şartlar altında silah ve cephane taşıyarak daima erkeklerin yanında olduklarını maddi ve manevi olarak göstermişlerdir.
Kastamonulu kadınların İstiklâl Savaşı’ndaki fedakarlıkları ‘Şerife Bacı’ nın kişiğinde sembolleşmiştir. Şerife Bacı, 1921 yılının soğuk şubat ayında, cephane taşımak için 6 aylık bebeğiyle yola çıkar. Cephaneleri ve bebeğini korumak için, cephane yüklü kağnı arabasında, üzerinde ince tek yorganını örter. Kendisi ise önde yürüyerek Kastamonu Kışlası’nın yakınına kadar gelebilir. Kışla önünde donarak şehit şehit olmuştur. Şerife Bacı, bugün türkiye’nin en büyük İstiklal Savaşı ve Atatürk Anıtı olan cumhuriyet Meydanı’ndaki anıtın önünde sembol olarak yer almaktadır.
Türkiye’nin çağdaşlaşma süreci içinde Kastamonu2nun ayrı bir yeri vardır. Büyük önder Atatürk, 23-31 Ağustos 1925 tarihleri arasında Kastamonu ve ilçelerini ziyaret ederek, ‘Şapka ve Kıyafet İnkilâbı’nı Kastamonu’da başlatmıştır.
23 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’ya gelen Atatürk büyük bir kalabalık tarafından karşılanmıştır. 24 Ağustos 1925 günü çeşitli heyetleri kabul etmiştir. 25 Ağustos 1925 günü İnebolu’ya gitmiştir. 27 Ağustos 1925 günü, İnebolu’da Türk Ocağı binası’nda ‘’:… Bu serpuşun adına şapka denir’’ diyerek Nutku’nu tamamlamıştır. 28 Ağustos 1925 günü İnebolu dönüşünde Devrekani’yi ziyaret etmiştir. 29 Ağustos 1925 günü Taşköprü’yü, 30 Ağustos 1925 günü Daday’ı ziyaret etmiş ve aynı gün Kastamonu’ya dönmüştür. 31 Ağustos 1925 günü de Kastamonu’dan ayrılmıştır.
|
|
Yayınlanan tüm haber, yazı, resim ve fotoğrafların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Basın Kanunu'ndan doğan her türlü hakları Kastamonuonline.com'a ait olup, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kısmen veya tamamen kullanılması yasaktır.
|